Tombul Hayvan: Foça

Foça, deniz köpeği, ayı balığı olarak da bilinen bu sevimli ve sakin mizaçlı hayvanların isimleri de kendileri kadar sevimli.

Yunanca‘da tombul hayvan anlamına gelen Phoca yani bizim değimimizle Fok.

Vakti zamanında mitolojiye bile konu olmuş bu sevimli canlılar, eski Yunan söylencelerinde kendilerini Apollon ile deniz tanrısı Poseidon'a adamışlar. Bu nedenden olacak ki Eski Yunanlılar hala fok ayaklarını yastık altında saklıyorlar.

Sonrasında da bir dönem derileri için öldürülen foklar, başka bir dönemde de romatizmaya iyi geldiğine inanıldığı için yağı için öldürüldü.

Ülkemizde görülen Akdeniz Foku ise gezegenin en nadir 12 memelisi arasında ve Uluslar Arası Doğa Koruma Birliği'nin soyu tehlikeye giren türleri arasındadır. Tıpkı panda ve kaplan gibi…

Fok, aslında bir balık değil, memelilerin yüzgeç ayaklılar takımındandır ve deniz hayatına uymuş bir kara hayvanıdır.

fok1

Yeni doğan bir fok yavrusu yaklaşık 1 metre boyunda, 20 kg ağırlığında, kurşuni siyah renklerdedir. Tüyleri oldukça yumuşak olan bu yavrular büyüdüklerinde daha gri, daha kestane rengine dönerler. Karınlarının altında kirli beyaz bir kısım oluşur ve tıpkı biz insanların saçlarının beyazlaması gibi yaşlandıkça parlak bir beyaza döner. Yetişkin bireyler 300 kiloları bulabilirler. En küçükleri Baykal Foku ve Kıvrak Fok, 110-140 cm uzunluğa ve 50 kg'dan biraz fazla bir ağırlığa ulaşırlar. Büyüklük rekorunu 6,5 metre uzunluğa ve 4 ton ağırlığa kadar varan deniz fili tutmaktadır. Hem karada hem suda yaşayan bu memeliler karayı çoğunlukla güneşlenmek ve çiftleşmek için kullanırlar. Sonrasında doğumlarını da yine karada yaparlar. Gebelikleri 11 ay sürer ve bazı araştırmacılara göre 6-7 hafta bazılarına göreyse 4-5 ay yavruyu emzirirler. Onu kollarına alarak denize sokar, yüzmesini öğretirler. Ara sıra yavruyu suya bırakır, sonra tekrar tutarlar. Yavrular suya alıştıktan sonra kıyıda suya dalıp çıkarak bin türlü oyun yapan genç fokların yanına götürülürler. Hayatlarını da kalabalık aileleriyle geçirmeyi tercih ederler.

Akdeniz foku diğer fok türleri kadar iyi dalıcılar değillerdir, buna karşın 30 metrelerde 3-4 dakika kalabilirler. Akdeniz Foku iyi bir sığ su avcısıdır ve günde vücut ağırlığının %10 ile %12'si kadar av yiyebilir. Buda 300 kiloluk bir Akdeniz Foku için 30 kilo balık demektir. Akdeniz foku en çok 10-20 metrelerde avlanır ki bu da bilinçsiz avlanma sonucu azalan kıyı balığı popülasyonundan direkt olarak etkilenmelerine neden olur. İlginç olan ise balıkları yerken özellikle bağırsaklarını ayırdıklarının görülmesidir, ahtapot yerken ise ahtapot kollarından korunmak için su yüzeyine çıkarıp avını karada yediği görülmüştür. Fokgiller karada karınları üzerinde sürünerek ilerler. Bu yorucu ilerleme yönteminden dolayı bazen sağa ya da sola doğru ilerlemek için o yana doğru yuvarlanırlar.

fok2

1987-1988 yılları arasında 16.000 fok Kuzey Denizi'nde hayatını kaybetti. Bu toplu ölümlerin nedenini araştıran araştırmacılar ise halk arasında en çok köpeklerde görülüp, Gençlik Hastalığı olarak bilinen Distemper Virus’un foklardaki suşu olan Phoca Distemper Virus ile karşılaştı. Neyse ki güçlü yapılarından mı yoksa ülkemizin havasından mıdır bilinmez bu Gençlik Hastalığı Virusu Akdeniz Foklarına bulaşmadı yada öldürücü olmadı.

1997'de ise 42 Akdeniz Foku yine bir toplu ölüme maruz kaldı. Bunun yine bir salgın hastalık olduğu düşünüldü ama yapılan testler ve nekropsiler sonucu ölümcül bir virüs bulunamadı. Sonunda birkaç analizle yedikleri yosunlarda yüksek oranda üretilen biyotoksinler sonucu öldükleri belirlendi. Durumu kötü olan birkaç bebek fok ise bakıma alındı, mağaralarda gözlemlenmeleri sonrasında da yemek yemedikleri tespit edilince yakalanarak muayene edildiler. Her bireyde konjonktiv iltihabı, öksürme, hapşırma tespit edildi ve Hollanda da Fok Rehabilitasyon ve Araştırma Merkezinde aşılandıktan sonra doğal yaşamlarına geri bırakıldılar.

Ülkemizde ise katliamlarınların çoğu foklarla balık rekabetini sona erdirmek ve ağlarına verdikleri zararı önlemek için balıkçılar tarafından yapılıyor. Bununla birlikte kıyı balıkçılığı kazancındaki düşüşten yalnızca foklar sorumlu değildir çünkü amatör balıkçıları ve yasadışı avlanmaları da göz önünde bulundurmak gerekir. 1990'lı yıllarda 92 fok üzerinde yapılan çalışmalar en çok görülen ölüm nedeninin kasıtlı öldürmeler olduğunu göstermektedir. 2013 yılında Türkiye’de yapılan bir çalışma da karaya vurmuş bir erkek fok üzerinedir. Ve yine bu çalışmada da ölüm nedeni ateşli silah yaralanmasına bağlı olarak kan kaybı olarak bildirilmiştir.

Akdeniz foku dışında Karayib Foku yakın zaman içinde kaybolmuştur, araştırmalara göre nesli tükenmiştir. Hawai foku ise Akdeniz foku gibi yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Akdeniz Foku bireyleri çok farklı yerleşkeler edindiği için popülasyonu tam olarak bilinmemekle beraber 200-250 arası olduğu tahmin edilmektedir. Türkiye’deki foklar ise Ege’de 90, Marmara’da 25, Karadeniz’de 15, Akdeniz’de ise 35 birey olmak üzere yerleştikleri düşünülmektedir.

 


aybuke koksal
Aybüke Köksal
Akuatik Vet. Hek. Kulübü Başkanı
Veteriner Hekim
TSSF - CMAS  Dalgıç
PADI Divemaster
PADI Freediver
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. instagram yazar tumyazilar

 

Kaynakça

-Bayram Öztürk: Akdeniz Foku ve Koruması

-Preliminary report of a stranding case of Mediterranean Monk Seal Monachus monachus (Hermann, 1779) on Antalya coast, Turkey, April 2013

-Onedio

Yorumlar (0)

Henüz buraya yapılmış bir yorum yok

Yorum yapın

Konuk olarak yorum yapılıyor. Hesap açın ya da var olan hesabınızla oturum açın.
Ek Dosyaları (0 / 3)
Konumunuzu Paylaşın